Enflasyon Karşısında Tasarruf Stratejileri
Birikimimin ilk ciddi darbeyi yediği yılı hatırlıyorum: Vadesiz hesapta duran paramla bir yıl önce alabileceğim beyaz eşyayı, yıl sonunda alamadığımı fark ettim. Rakam aynıydı, alım gücü değildi. O günden beri kendime tek bir soru soruyorum: paranın değer kaybı karşısında ne yapılmalı? Aşağıda, yıllar içinde deneyerek, bazen de zarar ederek öğrendiğim yolu adım adım anlatıyorum. Amacım size "şuna yatırım yap" demek değil; karar verirken hangi ölçütlere bakmanız gerektiğini göstermek.
Önce Şunu Kabul Ettim: Nakit de Bir Pozisyondur
Uzun süre "yatırım yapmıyorum, riske girmiyorum" diye düşündüm. Oysa parayı boşta tutmak da bir tercihti ve enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde en garantili kayıp buydu. Riski sıfırlamak mümkün değil; riski seçmek mümkün. Ben de nakit riskini, dalgalanma riskiyle takas etmeye karar verdim.
Adım Adım Uyguladığım Yöntem
-
Gerçek harcama enflasyonumu hesapladım
Genel enflasyon oranı herkesin ortalaması; benimki değil. Üç ay boyunca market, ulaşım, kira, fatura kalemlerini yazdım ve bir yıl öncesiyle karşılaştırdım. Kendi sepetimdeki artış, hedef getiri çıtam oldu. Bu çıtayı aşamayan hiçbir enstrümanı "kazanç" saymıyorum. Harcama takibini nasıl kurduğumu akıllı harcama rehberinde ve 50/30/20 kuralını anlattığım yazıda ayrıntılı bulabilirsiniz.
-
Acil durum fonunu ayırdım ve ona dokunmadım
3-6 aylık zorunlu giderim kadar parayı, getirisi düşük olsa bile anında ulaşabileceğim yerde tuttum. Burada amaç kazanmak değil, kötü günde yatırımlarımı zararına bozmak zorunda kalmamak. Kısa vadeli mevduat ve para piyasası fonları bu iş için yeterliydi; hangi bankanın hangi tutarda ne verdiğini mevduat oranları karşılaştırmasında not ediyorum.
-
Borçlarımı yatırımdan önce sıraya koydum
Kredi kartı gecikme faizinin üstünde getiri sunan bir enstrüman aramak boşuna. Yüksek faizli borcu kapatmak, garantili ve vergisiz bir getiridir. Borç kartopu ve çığ yöntemlerini anlattığım borç ödeme stratejileri yazısındaki sıralamayı kendi kartlarıma uyguladım; ancak bu bittikten sonra yatırım tarafına geçtim.
-
Vadeyi enstrümandan önce belirledim
"Bu para ne zaman lazım?" sorusunun cevabı, ürünü kendiliğinden daraltıyor. Ben üç kova kullanıyorum:
Vade Amaç Tercih ettiğim alan 0-1 yıl Nakit ihtiyacı Kısa vadeli mevduat, para piyasası fonu 1-5 yıl Ev peşinatı, araç Devlet iç borçlanma senetleri, borçlanma araçları fonu, karma fonlar 5 yıl+ Emeklilik, çocuk eğitimi Hisse ağırlıklı fonlar, emeklilik planları, gayrimenkul Kısa vadeli parayı dalgalı bir üründe tutmak, bence en pahalı hata. Fonların yapısını ve gider kesintilerini yatırım fonu seçimi yazısında, devlet tahvili tarafını da DİBS içerikli sayfada karşılaştırmalı anlatmaya çalıştım.
-
Tek bir kalemde yoğunlaşmayı bıraktım
Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde hangi varlığın öne çıkacağını kimse önceden bilmiyor. Bir yıl faiz, ertesi yıl döviz, sonraki yıl hisse önde olabiliyor. Ben birikimimi birkaç başlığa böldüm ve yılda bir kez oranları başlangıç dağılımına geri çektim. Bu "yeniden dengeleme" alışkanlığı, farkında olmadan pahalı olanı satıp ucuz olanı almamı sağlıyor. Enstrümanların risk-getiri profillerini yan yana görmek için yatırım araçları karşılaştırmasına bakmanızı öneririm.
-
Net getiriye baktım, brüte değil
Bir ürünün ilan edilen getirisi ile cebime kalan tutar farklı. Stopaj, fon yönetim ücreti, alım-satım komisyonu, hesap işletim ücreti... Hepsini çıkardıktan sonra kalan rakamı kendi harcama enflasyonumla kıyaslıyorum. Kredi kartı aidatları ve banka masrafları da aynı mantıkla birikimi eritiyor; bu yüzden hesap ve kart seçimini de yatırım kararı kadar ciddiye alıyorum.
-
Kendi gelirimi de bir varlık gibi gördüm
En hızlı değerlenen kalem çoğu zaman birikim değil, kazanma kapasitesi oldu. Yeni bir beceri, ek gelir kanalı ya da maaş görüşmesi, portföyümdeki herhangi bir üründen daha yüksek etki yarattı. Ayrıca sağlık ve hayat sigortası gibi koruyucu ürünler, tek bir kötü olayın tüm birikimi silmesini engelliyor.
Sık Yapılan Hatalar
- Panikle tek varlığa geçmek: Fiyat zirvedeyken herkesin konuştuğu ürüne toplu girmek, çoğunlukla en pahalı alım oldu benim için.
- Vadeyi karıştırmak: Altı ay sonra lazım olacak parayı beş yıllık bir ürüne koyup zararına bozmak.
- Sadece nominal faize bakmak: "%X kazandım" demek, enflasyon %X+5 ise kayıptır. Reel getiri hesaplamayı alışkanlık haline getirin.
- Küçük giderleri önemsememek: Yıllık kart aidatı, gereksiz abonelik, yüksek fon kesintisi; hepsi birikimin sessiz düşmanı.
- Her ay portföyü değiştirmek: İşlem masrafı ve vergi, sık alım-satımda getiriyi eritiyor. Yılda bir-iki gözden geçirme çoğu insan için yeterli.
- Kredi ile yatır