Akıllı harcama, sorumlu yatırım

Yatırım Fonu Seçimi: Açık ve Kapalı Fonlar

Yatırım fonlarına ilk baktığımda listenin uzunluğu beni yıldırmıştı. Yüzlerce fon, birbirine benzeyen isimler, kimi "değişken", kimi "serbest", kimi "hisse senedi yoğun"… İlk aylarımda seçimimi tamamen geçmiş getiri sütununa göre yaptım ve bunun bedelini ödedim. Şimdi aynı listeye bakarken izlediğim yolu, özellikle de açık ve kapalı fon ayrımını anlatayım; çünkü fonlar arasında nasıl seçim yapılır sorusunun cevabı bu ayrımı anlamakla başlıyor.

Açık uçlu ve kapalı uçlu fon farkı

Açık uçlu fonlarda pay sayısı sabit değildir. Siz aldıkça yeni pay üretilir, sattıkça iptal edilir. Fiyat, fonun portföyündeki varlıkların günlük değerinden (birim pay değeri) hesaplanır. Türkiye'de bireysel yatırımcının aracı kurum veya banka üzerinden aldığı fonların büyük çoğunluğu bu yapıdadır.

Kapalı uçlu yapılarda ise pay sayısı bellidir; ihraç edilir ve sonrasında el değiştirir. Bu yüzden fiyat, portföyün gerçek değerinden sapabilir; iskontolu ya da primli işlem görebilir. Girişim sermayesi ve gayrimenkul yatırım fonlarının bir kısmı, nitelikli yatırımcıya yönelik serbest fonlar bu mantığa yakın çalışır: likidite kısıtlıdır, çıkış tarihi bellidir.

KriterAçık uçluKapalı uçlu
LikiditeGenelde birkaç iş günü içinde nakde dönerVade veya ikincil piyasa şartına bağlı
FiyatBirim pay değeri üzerindenArz-talebe göre iskonto/prim olabilir
Minimum tutarÇok düşük olabilirÇoğunlukla yüksek
Uygun profilDüzenli birikim yapan herkesUzun vadeli, likidite ihtiyacı olmayan

Adım adım seçim yöntemim

  1. Önce paranın vadesini yazıyorum. Bu parayı 6 ay sonra mı, 6 yıl sonra mı kullanacağım? Altı ay içinde lazım olacak paraya kapalı uçlu bir yapıya bakmıyorum bile; o para ya para piyasası fonunda ya da mevduatta durur. Vadeyi netleştirmek, listenin yarısını daha ilk adımda eliyor.
  2. Fon türünü belirliyorum, ismi değil. Fon adındaki "büyüme", "avantaj" gibi kelimeler pazarlama dilidir. Ben doğrudan içerik kırılımına bakıyorum: portföyün yüzde kaçı hisse, yüzde kaçı özel sektör tahvili, yüzde kaçı repo. Aynı isimle satılan iki fonun risk seviyesi bambaşka olabiliyor.
  3. Toplam gider oranını hesaplıyorum. Yönetim ücreti tek başına yeterli değil; saklama, denetim ve aracılık masrafları da getiriden düşüyor. Yıllık yüzde birlik bir fark, on yıllık birikimde küçümsenmeyecek bir tutara dönüşüyor. Kredi kartı ücretlerini karşılaştırırken gösterdiğim titizliğin aynısını burada da gösteriyorum.
  4. Getiriyi doğru kıyaslıyorum. Bir hisse fonunu para piyasası fonuyla karşılaştırmak anlamsız. Fonun kendi karşılaştırma ölçütünü buluyorum ve şunu soruyorum: fon, ölçütünü üç yıllık dönemde geçebilmiş mi, yoksa sadece piyasa yükseldiği için mi kazandırmış? Ayrıca enflasyonun altındaki reel getiriyi getiri saymıyorum; bu, tasarruf tarafındaki en temel prensibim.
  5. Dalgalanmaya bakıyorum. İki fon aynı yıllık getiriyi vermiş olabilir ama biri yol boyunca yüzde otuz düşmüşse, ben o yolculuğu kaldıramam. Kendi dayanma sınırımı bildiğim için, uykumu kaçıracak fonu portföye almıyorum.
  6. Fon büyüklüğü ve yatırımcı sayısını kontrol ediyorum. Çok küçük fonlarda tek bir büyük yatırımcının çıkışı, portföyün zorunlu satışa gitmesine yol açabiliyor. Kapalı uçlu yapılarda ise tam tersi: çıkış imkânı yoksa büyüklük değil, vade planı önemli.
  7. Alım-satım kurallarını okuyorum. Kaçta emir verirsem hangi günün fiyatından alırım, satışta para kaç gün sonra hesapta olur, erken çıkışta kesinti var mı? Bu detayları bilmeden yapılan planlar kâğıt üstünde kalıyor.
  8. Tek fonla yetinmiyorum. Emeklilik tarafındaki fonlarımla bireysel portföyümü ayrı düşünüyor, ikisinin toplamda aynı riske yığılmamasına dikkat ediyorum. Devlet iç borçlanma senetleri, mevduat ve fon üçlüsünü birbirinin yerine değil, tamamlayıcısı olarak kuruyorum.

Sık yapılan hatalar

  • Son bir yılın şampiyonunu almak. Geçmiş getiri, gelecek vaadi değil. En çok kazandıran fon, çoğu zaman en çok risk almış olandır.
  • Gider oranını "küçük rakam" sanmak. Yüzde iki, yılda küçük görünür; bileşik etkiyle yıllar içinde büyür.
  • Likidite ihtiyacını hesaba katmamak. Acil durum fonu oluşmadan uzun vadeli, çıkışı zor bir yapıya girmek, kötü bir anda zararla satmaya zorlar.
  • Kapalı uçlu fonun iskontosunu bedava kazanç sanmak. İskonto kapanmayabilir; hatta derinleşebilir.
  • Her ay fon değiştirmek. Sürekli giri