Akıllı harcama, sorumlu yatırım

Sağlık ve Hayat Sigortası Seçimi

Sağlık sigortası poliçemi ilk kez alırken yaptığım şey şuydu: üç bankanın sitesine girdim, en düşük primi buldum, "tamam" dedim. Bir yıl sonra basit bir tetkik için hastaneye gittiğimde faturanın yarısını cebimden ödediğim gün, primin poliçenin sadece bir satırı olduğunu anladım. O günden beri her yenileme döneminde aynı ritüeli tekrarlıyorum: tabloyu açıyorum, kolonları dolduruyorum, kararı ondan sonra veriyorum. Aşağıda o tabloyu nasıl kurduğumu ve nelere baktığımı adım adım anlatıyorum.

Neden prim tek başına hiçbir şey söylemez

Sigorta, ödediğiniz para karşılığında satın aldığınız bir söz. Sözün içeriğini okumadan fiyatını karşılaştırmak, iki farklı büyüklükteki evin kirasını kıyaslamaya benziyor. Bu yüzden bir sigorta planı karşılaştırması yaparken en az beş kolon açmanız gerekiyor: yıllık prim, muafiyet (senelik kendi cebinizden ödediğiniz tutar), katılım payı yüzdesi, anlaşmalı kurum listesi ve teminat limitleri. Bu beş kolon dolmadan hiçbir teklif "ucuz" ya da "pahalı" değil.

Adım adım karşılaştırma yöntemim

  1. İhtiyacımı bir cümleyle yazıyorum. "Yılda iki üç doktor ziyareti yapan, çocuğu olan, ameliyat riski düşük ama zorunlu bir güvence isteyen biri" gibi. Bu cümle netleşmeden hiçbir teklife bakmıyorum, çünkü satış tarafındaki kişi benim ihtiyacımı benden daha iyi tanımlıyormuş gibi konuşmaya başlıyor.
  2. Sağlık ve hayat sigortasını ayrı kutulara koyuyorum. Sağlık sigortası tedavi masrafını karşılıyor; hayat sigortası ben olmadığımda geride kalanların gelirini koruyor. İkisi birbirinin yerine geçmiyor. Kredi kullanıyorsanız bankanın dayattığı hayat poliçesinin dışında bağımsız bir teklif almanız çoğu zaman daha mantıklı; ev kredisi süreçlerinde faiz oranlarını kıyasladığım özenle sigorta maliyetini de kıyaslamayı öğrendim.
  3. Teminat kapsamını iki gruba ayırıyorum. Yatarak tedavi (ameliyat, hastanede kalış, yoğun bakım) ve ayakta tedavi (muayene, ilaç, tetkik). Yatarak tedavi teminatı olmayan bir poliçe bence poliçe değil. Ayakta tedaviyi ise kullanım alışkanlığıma göre değerlendiriyorum: yılda iki muayene için ödediğim ek prim, o muayenelerin cepten maliyetinden yüksekse vazgeçiyorum.
  4. Anlaşmalı kurum listesini kendi şehrime göre okuyorum. "300 kurumla anlaşmalı" cümlesi hoş duruyor ama benim oturduğum ilçedeki hastane listede yoksa bir anlamı yok. Ben her zaman evime ve iş yerime en yakın iki hastaneyi belirleyip poliçenin bu iki kurumu hangi katılım payıyla kapsadığını soruyorum.
  5. Muafiyet ve katılım payını gerçek sayıya çeviriyorum. Örnek bir senaryo kuruyorum: "Bu yıl bir ameliyat ve dört muayene olsam ne öderim?" Bu senaryoyu her teklif için hesaplayınca, düşük primli planın toplam maliyetinin daha yüksek çıktığını sık sık görüyorum. Tıpkı kredi kartı seçiminde yıllık ücretle faiz oranını birlikte hesaplamak gibi.
  6. Ömür boyu yenileme garantisini soruyorum. Sağlık sigortasında en kritik madde bu. Genç ve sağlıklıyken alınan bu garanti, ileride bir rahatsızlık çıktığında poliçenin kapatılmasını engelliyor. Garantinin hangi koşullarda ve kaç yıl sonra kazanıldığını yazılı olarak istiyorum.
  7. Bekleme sürelerini ve istisnaları okuyorum. Doğum, ortopedik rahatsızlıklar, mevcut hastalıklar genelde belirli bir süre kapsam dışı kalıyor. Bu satırlar sözleşmenin en can sıkıcı ama en belirleyici kısmı.
  8. Primi bütçeme oturtuyorum. 50/30/20 mantığıyla baktığımda sigorta primi "ihtiyaçlar" kaleminde yer alıyor; tasarruf oranımı düşürerek gereğinden geniş bir plan almanın da bir maliyeti var. Ödeyemeyeceğim primli bir poliçe, ikinci yıl iptal olduğunda hiçbir işe yaramıyor.
  9. Hayat sigortasında teminat tutarını hesapla belirliyorum. Kaba formülüm: ailenin yıllık gideri × geride kalanların kendi ayakları üzerinde duracağı yıl sayısı + kalan borçlar. Bu tutarı bir kere yazdıktan sonra teklifler arasında kıyas yapmak çok kolaylaşıyor.
  10. Kararı bir gece bekletiyorum. Telefonda "bugün son gün" denen kampanyaların ertesi gün de devam ettiğini deneyimle biliyorum.

Sık yapılan hatalar

  • Sadece prime bakmak. En yaygın ve en pahalı hata. Muafiyeti yüksek bir plan, primde kazandırdığını ilk hastane ziyaretinde geri alıyor.
  • Sağlık beyanını eksik doldurmak. Mevcut bir rahatsızlığı yazmamak primi düşürüyor gibi görünse de, tazminat aşamasında poliçenin geçersiz sayılmasına yol açabiliyor. Beyanı fazlasıyla dürüst doldurmak en güvenli yol.
  • Yenileme mektubunu okumadan devam etmek. Her yıl teminat limitleri, katılım payları ve anlaşmalı kurum listesi değişebiliyor. Ben artık yenileme öncesi kısa bir kıyaslama yapmadan imza atmıyorum.
  • Hayat sigortasını yatırım aracı sanmak. Birikimli ürünlerin getirisi, doğrudan yatırım fonlarıyla ya da devlet iç borçlanma senetleriyle kıyaslandığında genelde daha zayıf kalıyor. Korumayı korumadan, birikimi birikimden almak daha şeffaf oluyor.
  • Tamamlayıcı ile özel sağlık sigortasını karıştırmak. Tamamlayıcı sigorta çok daha ucuz ama yalnızca belirli kurumlarda ve devlet güvencesiyle birlik